Türk Medeni Kanunu’nun düzenlemesine göre, taraflar arasında başka bir mal rejimi seçilmemiş olması halinde uygulanacak mal rejimi Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi’dir. Bu rejime göre, evlilik birliği içerisinde (01.01.2002 tarihinden sonrası için geçerli) edinilen tüm mallar da tarafların katkısı fiziki olarak kanıtlanmasa da dahi, taraflar, ilgili malın tasfiye tarihindeki değerinin yarısı oranında hak sahibi olacaktır.

Bu malların tasfiyesi sırasında, malın alınması sırasında taraflardan birince kişisel maldan yapılan katkı ile mal rejiminin sona erdiği tarihteki borçlardan doğan haklar saklıdır.

Mali konularda arabuluculuk talep eden taraflara, tasfiyeye konu mallar, kişisel mallardan yapılan katkılar, borçların tespiti sonrasında net rakamın ortaya çıkarılması yönünde görüşmeler yapmaları ve anlaşmaya varmaları sağlanarak, mahkeme tarafından tasdik edilecek arabuluculuk anlaşması hazırlanmaktadır.

Bu anlaşma sonrasında, örnek olarak anlaşılan rakamın 35.000,00 TL olması halinde, arabulucuya KDV hariç 2.100,00 TL ücret ödenmektedir.

Aynı rakam için bir alacak davası açılması halinde, bu rakamın en az %15’i alacaklı taraftan avukatlık ücreti olarak alınacaktır. Borçlu taraftan ise, mahkeme tarafından takdir edilen %15, icra takibi sonrasında takdir edilen %15 olmak üzere, en az %30 avukatlık ücreti alınacaktır. Arabuluculuk anlaşması yerine dava yoluyla sorununu çözmeyi tercih eden taraflardan, malın değerinin %45’i (35.000,00 TL için 15.750,00 TL) avukatlık ücreti ve mahkeme masrafları tahsil edilecektir.

Bu sebeple, mali konularda yapılan anlaşmaların arabuluculuk anlaşması yoluyla yapılması gerek maliyetinin daha az olması gerekse tarafların kendisi tarafından belirlenen anlaşmanın uygulanabilirliğinin daha yüksek olması dikkate alındığında, her iki taraf için de daha akılcı olmaktadır.